RayHaber - SAĞLIK

OtonomHaber - Sağlık

TeleferikHaber - Sağlık

Merhaba İzmir - Yaşam

13.7.26

Üsküdar Üniversitesi'nde Bilim ve Sağlıkta Yapay Zeka Semineri Özeti

Üsküdar Üniversitesi tarafından düzenlenen Birim Toplum İçin Bilim Eğitim Seminerleri kapsamında Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Türker Tekin Ergüzel, "Sağlıkta Yeni Teknolojiler ve Uygulama Alanları" başlıklı bir konuşma yaptı. Prof. Dr. Ergüzel, yapay zekâyla sağlık alanındaki dönüşümün toplumla buluşmasının önemini vurguladı ve bilginin sadece akademide kalmaması gerektiğini belirtti. Toplumsal katkı, çağdaş üniversitelerin temel hedeflerinden biri olarak öne çıktı ve sağlıkta yapay zekâ uygulamalarının bu vizyonun somut bir örneği haline geldiğini ifade etti.

Sağlık verisi yılda yaklaşık %40 artıyor Dünya genelinde veri birikiminin hızla büyüdüğünü dile getiren Ergüzel, sağlık verisinin her yıl önemli ölçüde arttığını kaydetti. Bugün üretilen verinin yaklaşık üçte biri sağlık sektörüne ait olup, bu durum devasa bir veri kuruluşunu işaret ediyor. Bu verilerin anlamlı hale gelebilmesi için analiz edilmesi gerektiğini ifade eden konuşmacı, yalnızca verilerin birikmesinin yeterli olmadığını söyledi.

Yapay zekâ ile hastalık tespitinde yüksek doğruluk Kendi araştırmalarından örnekler veren Ergüzel, yapay zekâ destekli sistemlerin özellikle psikiyatrik hastalık sınıflandırmalarında başarılı sonuçlar verdiğini belirtti. EEG verileriyle geliştirilen modeller; Obsesif Kompulsif Bozuklukta %89, bazı yeme bozukluklarında %93 ve bağımlılık türlerinde %96’lık doğruluklar elde ettiğini aktardı. Bu sistemlerin şu anda klinik uygulamalarda kullanıldığını ve artık sadece akademik çalışmalardan ibaret olmadığını sözlerine ekledi.

Mahrem verinin risk ve fırsatı Gerçekleşen uygulamalarda kişilere özgü veri türlerinin çoğunlukla kullanıldığına değinen Ergüzel, ses, yüz ve biyolojik verilerin mahremiyet açısından hassas olduğunu ifade etti. Bu verilerin doğru kullanıldığında sağlık sistemine büyük katkı sağlayacağını vurguladı.

Doğadan ilham alan algoritmalar Konuşmasında, doğadan ilham alan üç ana yaklaşımın yapay zekâ modellerine yön verdiğini belirten Ergüzel, karınca kolonileri, kuş sürüleri ve balık sürülerinin optizasyon süreçlerinde uygulanabilirliğine dikkat çekti. Arıların iletişim biçimi olan waggle dance’i örnek göstererek, bilgi paylaşımının isabetli yönlendirmeler sağladığını aktardı. Bu tür doğal ilhamlı yöntemlerin veri setlerinden anlamlı çıkarımlar yapmayı kolaylaştırdığını söyledi.

Amaç ticari değil, insana hizmet Yapay zekânın yalnızca ticari hedefler taşımadığına vurgu yapan Ergüzel, sağlık problemlerine çözümler üretilmesinin öncelik olduğunu ifade etti. Geliştirilen sistemlerin hekimler tarafından aktif olarak kullanıldığını belirtti ve yapay zekânın gelecekte sağlık hizmetlerinde vazgeçilmez bir parça olacağına işaret etti.

Topluluk tecrübesi ve kolektif zeka Karar süreçlerini sürü zekâsı üzerinden açıklayan Ergüzel, bireylerin tek başına aldığı kararların her durum için en optimal sonuç veremeyebileceğini söyledi. Meslek seçimlerinden sağlık kararlarına kadar pek çok alanda, deneyimli kişilerin birikiminin olgun sonuçlar doğurduğunu belirtti; topluluk tecrübesinin bireysel kararları çoğu zaman geride bırakabildiğini ifade etti.

Doğadan ilham alan temel algoritmalar Konuşmada karınca kolonileri, kuş ve balık sürüleri ile arı davranışlarının yapay zekâ modellerine yön verdiği vurgulandı. Arıların iletişiminde özel bir bilgi paylaşım mekanizması olan waggle dance ile, kaynak konumlarının net ve çok uzak mesafelerde dahi belirlenebildiğini aktardı. Doğadan gelen bu ipuçları, optimizasyon ve karar verme süreçlerinde önemli çıtayı yükseltiyor.

Veri kalitesi ve öne çıkarmanın önemi Ergüzel, büyük veriyle çalışmanın zorluklarının başında doğru veri seçiminin geldiğini ifade etti. Geliştirilen algoritmalar sayesinde veri optimizasyonunda kayda değer ilerlemeler elde ettiklerini, birçok durumda en değerli birkaç verinin tüm süreçte anahtar rol oynadığını açıkladı. Derin öğrenme yöntemleriyle bu oranın daha da yükseldiğini belirtti.

Zihinden kontrol edilen robot kol ve duygu analizi Beyin sinyalleriyle kontrol edilebilen robot kol çalışmalarından bahseden konuşmacı, EEG verileri ile felçli hastaların bağımsız hareket imkanı kazandığını söyledi. Yüz ifadelerinden duygu analizi yapan projelerden örnekler veren Ergüzel, temel duyguları yüksek doğrulukla tanımlama kapasitesine sahip sistemlerden söz etti. Ayrıca, mikromimikleri analiz eden gelişmiş görüntüleme teknikleriyle çok daha ince ayrıntıların değerlendirilebildiğini aktardı.

Gelecek perspektifi Cerrahi destekli yapay zekâ ve psikiyatrik alandaki başarıların, diğer tıbbi branşlarda da uygulanabilirliğini artıracağına dikkat çekti. 2026-2030 döneminde bu teknolojilerin hekimlerle entegre bir biçimde daha hızlı yaygınlaşacağını öngördü. Sonuç olarak, teknolojinin insana hizmet eden bir araç olarak sürekli gelişeceğini ifade etti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder